Van Gölü’nde Sular Çekildi! Ortaya İlginç Görüntül…

Dünyayı saran küresel ısınma iklim değişikliklerini beraberinde getirdi. Van Gölü tabanındaki binlerce yıllık mikrobiyalitler suların çekilmesiyle gün yüzüne çıktı. Yöre halkı suların geri çekilmesini endişeyle izliyor.

İklim düzensizliklerine ve su kaynaklarının kurumasına sebep olan küresel ısınma gerçeği, dünyamızı her geçen gün daha çok etkiliyor. Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip gölü ve aynı zamanda dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliğine sahip olan Van Gölü’nün suları çekiliyor. Bitlisin’ın Tavan ilçesine bağlı İncekaya bölgesinde Van Gölü’nün kuruması sonucunda binlerce yıllık mikrobiyalitler su üstüne çıktı. Ortaya çıkan mikrobiyalitlerin boyları ortalama 50 cm olarak tespit edildi. 

Yöre halkı, artan kuraklığın yarattığı tahiribat yüzünden tedirgin. Azalan yağışlar tarım alanlarını verimsizleştirdiği gibi bölgenin çekim merkezi olan Van Gölü’nü de küçültüyor.

PEKİ VAN GÖLÜNE NE OLUYOR?

Moleküler biyoloji uzmanı Vedat Atlı, mikrobiyalitlerin canı, hissiyatı olmayan kuru taşlar değil; algler, bakteriler ve siyanobakteriler tarafından oluşturulan canlı yapılar olduğunu ifade ederken şunları söyledi, “Bu sene kuraklıktan dolayı Van Gölü iyice çekildi. Van Gölü’nün çekilmesiyle birlikte ortaya mikrobiyalitler denilen yapılar çıktı. Peki, bu mikrobiyalitler nedir? Bu mikrobiyalitler aslında cansız, ruhsuz bir şey değil, taş değil bunlar bakteriler, algler, siyanobakteriler tarafından oluşturulan yapılar. Bunlar nasıl oluşuyor? Van Gölü bildiğimiz gibi minarel açısından çok zengin bir su, sodalı bir göl. Dünyanın en büyük sodalı gölüdür. Birde gölün tabanında ortaya çıkan tatlı sular var. Bu tatlı su kaynaklarındaki minarellerle, Van Gölü’ndeki minareller birbirleriyle moleküler düzeyde etkileşim sağladıkları zaman bu bakteriler, algler ve siyanobakteriler tarafından yapılar oluşuyor. Bu yapılar binlerce belki milyonlarca yıl üst üste binerek tıpkı bir gökdelen gibi yükseliyorlar”

Mikrobiyalit

Ortaya çıkan mikrobiyalit boylarının göl tabanında yer yer 8-10 metreye kadar ulaşabildiğini gözlemlediklerini söyleyen Atlı, “Tabi göl geri çekildiği zaman biz bunları daha rahat görebiliyoruz. Bu şaşırtıcı yapılar ortaya çıktı. Bunlar güzel şeyler ama peki bunun çıkış sebebi ne? Göl çekildi, bu sene dehşet verici bir kuraklık var. Yani baktığımız zaman daha önce haziranın, temmuzun başına kadar yaylalarda bekleyen kar, bu sene haziran başında bitti. Yani karda yağmur da az yağdı. Yağış olmadı. Genel anlamda baktığımız zaman bir de gölü besleyen akarsular var. Bu akarsular üzerinde yapılan tarım faaliyetleri, bilinçsiz sulama yüzünden sular göle ulaşamıyor. Yani havzaya daha az su dökülüyor. Havzaya daha az su dökülmesi ile birlikte kuraklık da olunca göl iyice çekiliyor. Bu tehlike çanlarının çaldığı anlamına geliyor” dedi.

Bilinçli tarıma geçilmesini hayati bir zorunluluk olarak tanımlayan Atlı, “Havzayı besleyen sular üzerinde olan barajların verimli kullanılması gerekiyor. İhtiyaç olduğu zaman bu sulama gerçekleştirilmeli ya da damla sulama sistemlerine geçilmeli. Yani klasik bildiğimiz sulama sistemleri gölü tehlikeye atmaktadır. Zaten küresel bir iklim değişikliği var ve bir kuraklık söz konusu. Bu nedenle bunu daha da tetiklememek adına herkesi bilinçli sulamaya davet ediyorum” şeklinde durumu ifade etti.