Türkiye’nin Göçmen ve Mülteci Gerçekleri

Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından göçmen konusu sık sık gündeme gelmeye devam ediyor. Peki, Türkiye medyada yer aldığı kadar düzensiz göçmeni kabul etti mi?

Özel Haber | Büşra Çoban

Aslında Türkiye’de yaşanan mülteci sorunu Suriye iç savaşından sonra başlamaktadır. 2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşı’nda, Beşşar Esed’in kendi halkına karşı gerçekleştirdiği yoğun saldırılar ve terör örgütü DAEŞ’in Suriye ve Irak’taki ilerleyişi, Türkiye’nin Suriye ile olan 911 kilometrelik uzun sınırı ve Irak ile olan 378 kilometrelik sınırı nedeniyle göç dalgalarından çok yoğun şekilde etkilenmesine neden olmuştu. Bu dönemde birçok mülteci can güvenliği endişesiyle Türkiye’ye göç etmişti. Bu göçmenlerin büyük bir kısmı Türkiye’den Avrupa ülkelerine de geçmek istemiş fakat Avrupa ülkeleri tarafından çok sert yöntemler kullanılarak bu durum engellenmişti.

DÜZENSİZ GÖÇMEN SORUNU

ABD’nin Afganistan’dan çekilmeye başlaması ve Taliban’ın ülke yönetimini 20 yıl aradan sonra tekrar ele geçirmesi ise göç akışında büyük oranda artışın olmasına sebep oldu. Tüm bu gelişmeler sonucunda da düzensiz göçmen sorunu ortaya çıktı. Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından İran’a kadar göç eden Afgan mülteciler, Türkiye’nin İran sınırından ülkeye giriş yapmaya çalışmakta, buradan Batı’ya göç etmeye çalışmaktadır. Batı ülkelerine ulaşmaya çabalayan göçmenlerin geçiş güzergâhında yer alan Türkiye, dünya ortalamasının çok üzerinde bir göç baskısına maruz kalmakta, bu nedenle göçmen hareketliliğiyle yoğun şekilde mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Türkiye, tüm bu baskılara rağmen ise medyada aksedilenlerin aksine kayda değer başarılar sergilemektedir.

500 BİN SURİYELİ ÜLKESİNE DÖNDÜ

Türkiye, Suriyeli sığınmacıları geçici olarak misafir ederken, Suriye ile olan sınırlarında ise milli güvenliğin sağlanması, YPG/PYD/PKK/ DEAŞ gibi terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik tehditlerin engellenmesi için bir dizi başarılı operasyonlara imza atmıştır. Operasyonların yapıldığı bölgelerin güvenli hale getirilmesi neticesinde ise Türkiye’ye sığınan 500 bine yakın Suriyeli ülkelerine geri dönmüştür.

GELİN TÜRKİYE’NİN DÜZENSİZ GÖÇMEN SORUNUNU VERİLER DOĞRULTUSUNDA İNCELEYELİM

Dünyada 2020 rakamlarıyla tam 70 milyon 800 bin insan zorla yerinden, yurdundan edilmiş durumda. Bu insanların neredeyse tamamının hayali Batı ülkelerine gitmek. Batı’ya giden yol da Türkiye’den geçiyor. Bu kadar büyük bir göç akınına uğramamızın temel sebebi aslında bu. Türkiye yıllardır büyük bir göç dalgasına karşı hem saha da hem de masada büyük bir mücadele örneği sergiliyor. Sadece 2021 yılının ilk altı ayını dahi ele aldığımızda, sınırlarımızdan girişi engellenen yabancı sayısının toplam 267 bin 638 kişi olduğunu görüyoruz.

2020’DE 50 BİN AFGAN UYRUKLU GÖÇMEN YAKALANDI

Düzensiz göçle mücadele pandemiye rağmen hız kesmeden hem karada hem de denizde devam ediliyor. Örneğin 2020’de 50 bin 161, bu yıl ise 32 bin 727 Afganistan uyruklu düzensiz göçmen yakalandı ve ülkelerine yollandı. Bu rakamlar Türkiye’nin Avrupa’nın toplamına eşit bir geri gönderme kapasitesine sahip olduğunu ve dünyanın en büyük geri gönderme operasyonlarına imza attığını gösteriyor. Bugün itibariyle Türkiye’deki Suriyeli sayısı 3 milyon 692 bin 837. Ülkesine geri dönen Suriyeli sayısı 455 bin 539. Ülkemizde milyonlarca Afgan var gibi lense edilse de aslında sadece 300 bin Afgan vatandaşı yaşamakta. Bunların birçoğu sınır dışı edilirken büyük bir kısmı da istihdam sağlamakta zorlanılan ağır mesleklerde çalışıyor.

Türkiye kendi dışında gelişen bu göç dalgasına karşı sürekli tedbir almak zorunda kalan bir ülke. Sınırlara yapılan duvarların yanı sıra sınır güvenliğini sağlamak için 575 km. aydınlatma, 78 km. enerji nakil hattı, 93 km. tel/çit-panel çit sistemi, 153 km. alanda kamera ve termal algılayıcı sistemler devreye alındı. Sınırın öbür tarafında ise İHA’lar sürekli gözetleme görevi yapıyor. Ayrıca kolluk kuvvetlerimiz ise sınır hatlarında düzensiz göçü engellemek için 7/24 görev yapıyor. Tüm bunları ele aldığımızda Türkiye’nin düzensiz göçün engellenmesi için hem ekonomik hem de politik olarak çok çaba sarf ettiğini görmek mümkün.