Millet İttifak’ında Adaylık Krizi

2023 başkanlık seçimleri konusunda Millet İttifakı’nda adaylık konusunda tartışmalar sürerken krize girildi.

2023 başkanlık seçimleri için hazırlıklar sürerken Millet İttifakı’nda adaylıklar krize yol açtı. Millet İttifakı’nda ipler kopma noktasına gelirken Meral Akşener’den gelen İmamoğlu hamlesi dikkat çekti.

Millet İttifakı’nın içeriden çatırdamalar devam ediyor. 2023 başkanlık seçimleri konusunda Millet İttifakı’nda adaylık konusunda tartışmalar sürerken krize girildi. İttifak’ta krizin eşiğine gelinirken tarafların istediklerini aday göstermesi ittifaktaki bölünme ihtimallerini arttırdı. 

TEMEL SEBEP İDEOLOJİK FARKLILIKLAR

Sabah yazarı Mahmut Övür kaleme aldığı yazısında Millet İttifakı’ndaki çatırdamaların birçok nedeni olduğundan bahsetti. Bu çatırdamalara temel sebep olarak ittifaka dahil partiler arasındaki derin ideolojik farklılıklar olduğunu belirtti. 

Övür yazısında yan unsur olarak ise seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi, ittifak meselesinin değiştirilmesi veya daraltılmış bölge hazırlıklarını gösterirken ”Muhalefetin baraj meselesini MHP’ye bağlaması doğru değil. HDP’yle ilişkili olması ihtimali çok daha gerçekçi. Çünkü yüzde 7 barajıyla, kapatılma davası nedeniyle kafasında soru işaretleri oluşan HDP seçmeninin yoğunlaşmaması hedeflenmiş olabilir. Bu aslında CHP ve İP’in de işine geliyor. Özellikle CHP, HDP’den kaçacak seçmeni yakalamak ve CHP’yi adres göstermek istiyor.” şeklinde ifade etti.

ERDOĞAN DÜŞMALIĞI İLE BİR ARADA DURAN MİLLET İTTİFAKI 

Yazısını, ”Bu tür hazırlıklarla seçimlerin etkilenmeyeceğini geçmişte gördük.” diye sürdüren Övür,” Önemli olan sistemi güçlendirmek ve topluma yeni umut vermektir. İşte bu noktada karşımıza siyaset üretmeyen, ilkeler üzerinden ittifak yapmayan, sadece Erdoğan düşmanlığıyla bir arada duran Millet İttifakı partileri arasındaki derin ideolojik farklılıklar çıkıyor.” dedi. 

İYİ Parti ve HDP’nin ideolojik farklılardan dolayı bir arada durma ihtimalinin olmadığını söyleyen Övür, Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in belki de bu yüzden erken seçim istediğini ifade etti.

Övür’ün yazısında öne çıkanlar şu şekilde:

Bu derin ayrılığa bir de kimin aday olacağı meselesi eklenince ortalık toz duman oldu. Daha iktidar olmadan kavga başladı. Bugünlerde bırakın “Bizi neden dikkate almıyorsunuz?” diye feryat eden HDP’yi, CHP ile İP arasında bile gerginlik had safhada. İP Genel Başkanı Meral Akşener’in İmamoğlu çıkışı, yardımcısı Cihan Paçacı’nın açıklaması hesaplanmamış bir çıkış veya basit bir “sitem” değil. Arkasında küresel güçlerin de olduğu yeni bir projenin altlıkları bunlar. Bu yüzden İmamoğlu ismini bir yere yazın. Günü geldiğinde o devreye sokulacak.

Çünkü hem eski Türkiye kalıntıları hem de küresel güçler 2023’e son seçim gözüyle bakıyor. Bu seçimi kaybettiklerinde -büyük olasılıkla da öyle olacak- hepsi biter. Bu yüzden “Seçime kadar kavga etmeyelim” derdindeler…

Öyle bir dert ki bu, İmamoğlu’nu bile zoraki devreye sokup konuşturdular. Ama o satır arasında yine de asıl hedefini söylemeden edemedi. Bakın Ali Haydar Fırat’a verdiği söyleşide ne diyor:

“Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır.”

Ama hemen arkasından “o makamı” ne kadar çok istediğini ve vazgeçmediğini de ekliyor:

“Ben bunu yaparsam zaten değişim olacaktır, değişime büyük bir katkı sunmuş olurum. Yani birilerinin dediği gibi İstanbul’u alan Türkiye’yi alır tezine de damga basmış olacağım. Benim yapmak istediğim budur.”