Kılıçdaroğlu’ndan Sert Açıklamalar! Medya Bağımsız…

Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı toplantıda basının bağımsız olması ve gazetecilerin ne haber yaparlarsa yapsınlar hapse girmemesi gerektiğini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Muğla’da Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayı’nda konuştu. Kılıçdaroğlu gazetecilerin bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini savundu.

Siyasi isimlerin, gazeteci ve medya çalışanlarına müdahalesinin olmaması gerektiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu,  gazetecilerin doğru haberlere erişim hakkının yargı kanalıyla engellendiğini iddia ederek, böyle bir engellemenin doğru bir uygulama olmadığını kaydetti.

Yerel medyaların güçlendirilmesinin altını çizen Kemal Kılıçdaroğlu, Basın İlan Kurumunun yerel medyalara destek vermesi gerektiğini vurguladı. Haber yapan gazetecilerin her ne olursa olsun tutuklanmamasını savunan Kemal Kılıçdaroğlu sözlerine şu şekilde devam etti; , “Medyada sendikalaşma zorunlu olmalı. Medya çalışanı, patronuna karşı haberinin arkasında durabilmeli, yakaladığı haberi özgürce yazabilmeli. Patron ‘şu haberi yazma’ dediğinde ‘hayır ben bunu yazmalıyım’ diyebilmeli ve arkasında sendikanın olduğunu bilmeli.” dedi.

SOSYAL MEDYA DÜZENLENMELİ

Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medyanın giderek gelişen bir alan olduğunu ve zaman zaman doğru olmayan haberlerin de yayıldığına parmak bastı. Teyit organlarının gelişmesi gerektiğini söylerken sözlerini şu şekilde devam ettirdi ; Gazeteci tarafsızlığını, objektifliğini yitirdiği an, sadece belli bir yeri desteklemek ya da sadece bir grubu, partiyi eleştirmek amacıyla haber yapmaya başladığı an, saygınlık dediğimiz alan yara almaya başlıyor.” 

AİLE ÜYELERİ KAMUDA GÖREV YAPMASIN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisinin 30 yıl kamuda görev yaptığını, kamuda işlerin nasıl yürüdüğünü bildiğini iddia ederken konuşmasını şu şekilde bitirdi ; “Gazetecilik ne kadar önemli, değerli, gerçekten etik değerleri yüksek bir alansa kamu görevlileri için de aynı değerler geçerlidir. Görev alanları yasalarla tanımlanmıştır. Kamuda görev yapan kişi, bir ailenin, bir partinin militanı olamaz. Sempati duyabilir, oy verebilir ama görevini yasalar çerçevesinde yapması gerekir. Görevini yasalar çerçevesinde değil, gelen talimata göre yapıyorsa o zaman toplumda gelir dağılımının bozulmasının temel aktörü konumuna geliyor. Kamu görevlisi bir ailenin veya sarayın memuru değil, onlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli memurları olmak zorundadır. Bu çağrıyı yaptım, bu çağrıyı yapmak zorundaydım zaten. Güneydoğu veya Doğu Anadolu bölgesinde fakir ailelerin çocuklarının en büyük umudu devlet memuru olmaktır. ‘Devlette memur olacağım, güvencem olacak, belli bir aylığım olacak’. Siz bu beklentileri onların elinden alıp bir vakıf aracılığıyla belli kişilere verirseniz, bunun savunulacak yönü var mıdır, bunun ahlaki yönü var mıdır, adalet yönü var mıdır? Bunu eleştirdim. Devleti yöneten kişi, kendisi ve ailesi, topluma örnek olmak zorundadır. Siyasi iktidarın görev yaptığı alan yetkiyi halktan alır. Aile boyu bir devlet yönetilmez. Aile boyu girerlerse seçime eyvallah, itirazım yok ama bir kişi girip, aile boyu yönetiliyorsa bu olmaz. Devlette çürüme başlar.”