Afganistan’da Kaybedenler Ve Kazananlar

Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde NATO’nun çatısı altında oluşturulan ISAF (International Security Assistance Force)’ı yanına katarak Afganistan’ı işgal ve ‘işletme’ye çalıştı.

HABER 365 ÖZEL | Erdal Şimşek 

Yaklaşık 20 yıl süren işgal amacına ulaşamamış ve ABD, kelimenin tam anlamı ile Afganistan’da yenilmiştir. Tabii olarak NATO’nun Uluslararası Güvenlik Kuvveti ISAF da mağlup olmuştur. Ancak, burada bir parantez açmak lazım. ISAF tam anlamı ile yenilmedi.

ISAF’ta çatlak sesler oluştu ve müttefikler arasında ciddi krizler yaşandı. Örneğin Türkiye, tek bir operasyon dahi yapmadı, Afganistan’da ISAF’a resmi olarak biçilen misyon çerçevesinde faaliyet gösterdi. Tamamen insanı yardım ve düzenin korunması, işlemesi için çalıştı. Bunca yılda tek bir Türk askeri dahi Afganistan’daki hiçbir direnişçiye kurşun sıkmadı, operasyon yönetiminde dahi yer almadı. Yıllarca Afganistan’ı gezmiş görmüş yaşamış ve ISAF’ın her türlü kademesini yakından gözlemleyen birisi olarak belirteyim ki Türkiye, bu süreçte kelimenin tam anlamı ile sırat köprüsünde yürümeyi ve köprüyü geçmeyi başarmıştır.

Türkiye’nin bu gayretleri sonucundadır ki, 20 yıllık süreçte tek bir Afganlı tarafından Türk askerine değil kurşun, bir taş parçası dahi atılmamıştır. Aksine, Türk askeri Afganistan’da görev yaptığı sürece her zaman yerel halk, hükümet ve direnişçiler tarafından el üstünde tutulmuştur. 

Afganistan sokaklarında namlusuna fişek sürmeden, tüfeğin namlusu yere bakar şekilde yürüyen tek asker, Türk askeridir. Afgan hükümet ve Taliban güçleri bile sokakta el tetikle dolaşırlardı. Türk askeri ise tüfeği omzunda, namlu yere bakar şekilde ve en önemlisi zırhlı araçların üzerinde kurulu makinalı tüfek olmadan Afganistan’da her yere girip çıkabiliyordu.

Başta ABD olmak üzere ISAF üyelerinin tamamı ile ilk yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti’nin büyükelçilerinin başkent Kabil sokaklarında ve caddelerinde Türk askeri resmi olarak eskort görevi yapmış ve u sayede söz konusu ülkelerin diplomatları hiçbir suikast veya silahlı saldırıya uğramamışlardır.

İNGİLTERE’NİN AFGANİSTAN POLİTİKASI

Afganistan’da ABD’nin yıkıcı işgalini İngiltere 2006 yılında fark etti ve o tarihten sonra Türkiye’nin izlediği politikanın aynısını gütmüştür. İngiltere, 2006 yılından itibaren Taliban ile el altından kesintisiz görüşmelerini sürdürmüş ve 2010’dan sonra ise fiili olarak Taliban ile aralarında gayri resmi bir ateşkes durumu oluşturmuştur. Bu tarihten sonra İngiliz hava kuvvetlerinin Afganistan’da yaptığı saldırılara cevap haricinde Taliban da bu ülkenin askerlerine karışmamıştır, ama Afganistan sokağına çıkmasına da müsaade etmemiştir. İngiliz hükümeti, sömürgesi olan Avusturalya ve Kanada hükümetlerinin askerlerini sokağa ve operasyonlara göndermiş ancak bunda da Taliban’ın sert ve tavizsiz müdahalesi ile karşılaşmıştır. 

Türkiye’nin daha Amerikan işgali başlar başlamaz Afganistan’daki net tutumu ile İngiltere’nin işgalden yaklaşık 6 yıl sonra çark etmesinden sonradır ki ISAF’ın ülkedeki gerilemesi ve “yenilgisi” mukadder olmuştur. Çünkü söz konusu her iki ülke, NATO içinde ABD’den sonra gelen en büyük iki güçtür.

FRANSA İNGİLTERE’Yİ TAKLİT ETMEYE ÇALIŞTI

Fransızlar da İngiltere gibi Türkiye’yi taklit etmeye çalıştılar ancak Taliban hiçbir zaman bu sömürgeci ülkeye yumuşak yüzünü göstermedi. Çünkü Fransızlar, Kuzey ligi/cephesi denen silahlı grupların provokatörü ve finansörüydüler.

Afganistan’ın “efsane” komutanlarından Ahmet Şah Mesut, kelimenin tam anlamı ile “Fransızların adamı” idi.

Ahmed Şah Mesut öyle anlatıldığı gibi “efsane” falan da değildi. Bütün Afganistan’ı karış karış dolaşan gören ve bütün taraflarla defalarca gazetecilik mesleği çerçevesinde görüşen biri olarak çok net söyleyeyim ki Ahmet Şah Mesut’un en büyük özelliği çok iyi kaçmasıydı. 

Ahmet Şah Mesut, kaçarken de arkasında bıraktığı bütün karayollarını tahrip eder ve bütün köprüleri havaya uçururdu.

Hatta Taliban Mücahit savaşı sırasında Ahmet Şah Mesut ile ilgili şu espri bütün Afganlıların dilindeydi: “İnşaallah Taliban Şah Mesud’u Sırat Köprüsü’nde kovalamaz. Çünkü Şah Mesud, Taliban’ın elinden kurtulmak için Sırat Köprüsü’nü de bombalayıp havaya uçuracak.”

İşte “efsane kumandan” dedikleri Ahmed Şah Mesut bu idi. 

Peki böylesine başarısız bir milis nasıl oluyor da “Efsane Kumandan” oluyordu?

Ahmed Şah Mesud fars kökenlidir. Ve İslam dünyasında Farslar en etkin propagandistlerdir. İslam dünyasının algısını yönlendirmede Farslar kadar etkin bir illetin daha olmadığı kanaatindeyim.

Ve günümüzde Şah Mesud’un oğlu Ahmed Mesut da babasının yolunda yürüdü. Ve yine kaybetti. 

KAZANAN TÜRKİYE VE İNGİLTERE’DİR

Fotografı netleştirirsek, Afganistan’da sadece ABD ve peykleri değil, Fransa da kesin bir yenilgiye uğramıştır.

Afganistan’da ABD’nin yanısıra, Fransa’nın şahsında da kıta Avrupası kaybetmiştir. Peki kazanan kim?

Kazanan Türkiye ve İngiltere’dir. Çin’i, Hindistan’ı vs bir kalemde geçiniz. Çünkü Çin de Hindistan da İngiltere demektir. 1970’lerden bu yana ABD’nin Hindistan’da kök salma çabalarını göz önünde bulundurduğumuzda Hindistan’ın büyük oranda, Çin’in de tamamen İngiltere’nin kontrolünde olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Mao’nun Çin devrimini İngiltere’den aldığı paralar ve diplomatik yardımlarla yaptığını bilmeyen var mı acaba? Hem de “Komünist Partisi Kapitalizmi” gibi komik bir adla adlandırılan ekonomik düzene geçişinden bu yana Çin tamamen İngiltere sermayesinin hakimiyeti altına girdiğini söylemekte bir beis yoktur sanırım.

ÇİN’İN AFGANİSTAN’A YARDIMLARINI İNGİLTERE’NİN YARDIMLARI OLARAK OKUMALIYIZ

Çin’in Afganistan’a yaptığı yardımları İngiltere’nin yardımları olarak okumak lazım. Çünkü İngiltere, her ne pahasına olursa olsun bölgede siyasi etkinliğini korumak ve tahkim etmek zorundadır. Çünkü bölgenin siyasi coğrafyasını oluşturan, sınırları çizen ve bütün komşuları birbirine düşman eden ülkedir.

Afganistan’ın tam bağımsız olması ve güçlenmesi demek, İngiltere’nin Asya’daki varlığının ciddi anlamda tehlikeye düşmesi ve önü alınmazsa yok olması demektir. Çünkü İngiltere, geçtiğimiz yüzyılın başlarında, Hong Kong’da yaptığı gibi Afganistan’ın dö önemli bir toprak parçasını kiralayıp Pakistan’a verdi. Bugün o topraklar, Pakistan’ın başkenti İslamabad’ın ensesinin dibine kadar geliyor. Afganistan, o topraklarını alması halinde Pakistan’ın üçte biri yok olur demektir ki bunu ne Pakistan ne Çin, Ne bazı Türk cumhuriyetleri kabul eder. Bu konu da ayrıca ele tartışılması gereken bir konudur. İslam dünyasının kalbine İngiltere tarafından yerleştirilmiş öldürücü bir bomba/tuzaktır. 

Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda, Çin’in Afganistan’a yaptığı mali ve finansal yardımlar/yatırımların tamam İngiltere adına, İngiltere’nin bilgisi ve kontrolü dahilinde yapılmaktadır.

Önümüzdeki süreçte Afganistan’da Türkiye vi İngiltere’nin çatışması söz konusu olabilir mi? Elbette mümkündür. N far ki Kelimenin tam anlamı ile “kardeş ülke” olan Pakistan’ın başında da Afganistan’dan kiralanan toprak sorunu vardır. Yani Türkiye’nin kardeş ve vefakâr dostu iki ülkenin de İngiltere kaynaklı büyük bir sorunu var. Türkiye, bu süreçte İngiltere ile karşı karşıya gelmekten çok bu iki kardeş ülkenin sulh içerisinde bir arada yaşamasının yollarını oluşturmalı, iki kardeş arasında da hakem rolünü üstlenmelidir.

TALİBAN TÜRKİYE’NİN HAKEMLİĞİNİ KABUL EDECEKTİR

Taliban, her hal ü karda Türkiye’nin hakemliğini kabul eder. Bunu 2007 yılında Taliban Şura Heyeti gazeteci olarak benim mikrofonuma deklare etmişti. Ve halen görüştüğümüz bazı şura heyetleri, Türkiye’nin her konudaki hakemliğine katıksız razı olduklarını deklare ediyorlar. 

İşte burada İngiltere’nin Pakistan hükümeti veya hükümetleri üzerindeki etkisi belirleyici rol olacaktır. İngilizlere itiraz eden her Pakistan hükümeti, Afganistan ile barış içinde yaşayacaktır. 

Ne var ki Afganistan’da da İngiltere boş durmuyor. Çin üzerinden ülkenin ciğerlerine nüfuz ediyor. 

Kısaca özetlersek, şu anda Afganistan’da kazanan Afgan halkı ve onun kardeşi Türk halkıdır.